vangölü
  siirler
 
Yeni Sayfa 2








allah’ım

 

yüreğim elimde

beni saklıyorum

sezgilerim ile

küçük bir kuş olup

beni sana getirmeyen her şeyi

öteliyorum

 

 

tökezlenip yorulduğum doğru

yorulup tükendiğim yalan

 

 

makro bir sezişle yürüdüğüm dünü

dün gibi hatırlıyorum

işte her şeyim

gözlerimin ta içinde

soğuk

 

 

kelepir yalnızlıklar kraliçesi zaman

mevsim rengarenk eylül’ün elinde esir

yollar ıpıssız şimdi

masiva boylu boyunca

 

çelişkiler çeperi zihnim

beni af etmem beni af etmene vabeste

boğulmak ve kurtulmak

yan yana şimdi

dua kadar ben kadar yakın ikisi de…

 

 

boğulmak boğulsun sonsuza dek

var var olsun

sende var olsun ömrüm

hay olsun

siyah gece yanıkları

 

üstüme üşüşünden belli yabancı olduğu

kışlık alışkanlıklarımı gömleğimden sökerken yalnızlığın.

hüzün tutsak bir dilek gibi yürürken önümden

dünya selaha uyanır.

duaya kalkar göğsüm;

bakışlarıma inen kar siyah olmasın.

 

su sürülmüş yaralarımı bir bir silkeledim.

ölümü,

her yanım baharı bekler gibi iştiyakla…

kırık bir cep aynasının çizdiği resimlere bakarken

üzerine titrediğim duyguları,

bavulumdan taşan korkuları toplarken

semaya yükselir yüreğim;

kulaklarıma değen bu kar siyah olmasın.

 

 


döner mi geri?

 

bir yudumluk su serinliğinde anılar

seccadeler, secdeler kumlara değen alınlar

ocaktaki melemen kokusu

ıtır kokusu kuşluklar

damda uyuklayan kedinin nefesinin sesi

yarım ümidiyle kanatlanmış martılar

dudaklara değen ince yağmurun ruhlarda süzülüşü

ay ışığı altında okumalar hayata dair

geri döner mi?

 

bir hayal mi şimdi gördüklerim bir tezat mı yoksa hayat

gemiler yüzer mi kucakları dolu çocuk sularında

kurşun kalemin kâğıda yansıyan kül kokulu nefesi

dua dua ve gözyaşları

muhabbetlere karışan çaylar

geri döner mi?

 

içleri yüzlerine vurmuş vefa abideleri

çatılardan akan bahar şarkıları

yeni günle başlayan şiir tadında tandır ekmekleri

anne kokusu

ürkek pencerelerden bakan kuzu meleşmeleri

zamanı çalan ıslak örtüler

ve daha niceleri

bilmem

geri döner mi?

 

tenhada bir yardır üşüyüp beni yakalayan

 

üşüyor gün ışığı

üşüyor şiir

sensizlik kutupları heceye bölününce

tutuşuyor ve üşüyor bu deniz bu coşku bu “sen” güzergâh

 

imgeler bölüne bölüne parçalanıyor yüzümde

sahilde yakamoz tutkusu ölüyor

gecenin türkuaz ışıkları ve

erguvani desiseler ruhumu kemire dursun

kısık alevler içindeki parmaklarım üşüyor

 

ellerimde zemheri bir çocukluk

kirpiklerimde alev almaz bir yalnızlık şahlanıyor

öz usare mağrur bir heyecanla çıkıp içimden

içimde yarış halindeki tanrılar üşüyor

 

mevsimler cemrelerimi tükete dursun

sinemdeki volkan üşüyor…

gizli bir keder açığa çıkıyor ve

avazı çıktığı kadar üşüyor…

 

biriken sesi sağan hüzünle

ve apolet takarak ısırgan kaygılardan

bir de enine boyuna uzanmış özlemler biriktiren

şu bir yanı sarkık yüreğim üşüyor.

 

kar tanesi bir hayal

 

renkli bir dünyayı seyrandır semamızın ümidi

sahip olduklarımın dayanılmaz ağırlığıdır beni donduran

tökezleyen ney

kar tanesi bir hayal gibi

başımda biriken kabarcıklar içimi ısıran ağrılar

her saniye misafir ağırlayan duygular

ve bir yığın keskin heyula

adresini günaha borçlu burçlar misali

hepsi

 

saraya karşı konağın yapılmasındaki yanılgı gibi

beni öpüp başına koydu deveran

kestiremedim kapıldığım gücün keskin gücünü

ve felaketin bilançosunu

bir gün gelecek bir gün kalacak gibi

sular derunuma çarpacak bir daha

beni baştan çıkaracak kâinat

yeniden yazılacak hayatlar

ruhlar yeniden dirilecek

ömrüm gibi

bir ölünün feryadı

Karanlık dunyanın
Ap aydın insanına,
Bu sözler ona buna değil,
Yanlızca sana
Bir ölünün feryadıdır bu
Kavuşamadığı aşkına
Sen bügün evli BENSE BİR ÖLÜYÜM.
Yaşayamadığım hayelleri bu dünyada bırakıp,
Öteki dünyaya giden yolcuyum.
Ölüler ağlamaz ama gözyaşım hiç dinmiyor,
Bu ölü yanlızca AŞKINA SESLENİYOR,
Dinle bak bu ölü ağlayarak ne diyor.
Ruhlar aleminde gözü yaşlı bir ruh,
Alemin arkasında bir mezarlık,
Mezarlığın ortasında karanlık,
Karanlığın altında
musallat taşı bile olmayan bir mezar,
Mezarda bir tabut,tabudun içinde bir kefen.
Kefenin içinde bir seven,
Sevenin gönlünde yatıyor bir sevilen,
EY BE YAŞAYAN ÖLÜ ANLAMADIN HALİMDEN.
Büyüktür benim hikayem,
Bir ölüysem sanmaki sevemem,
Herşeyden vazgeçtim senden geçemem,
Budur işte sana olan aşkım
Yeryüzünde başlaşlayıp,mahşere kadar süren.

gözyaşları

 

gönlün gümbür gümbür gelişinin sesidir

bir düzine ırmağın çağıldayışıdır gözyaşları

ipek dokunuşlar yalayarak iner yanakları

duaya kalkmış benliğin ince eriyişidir gözyaşları

 

 

ak akar damar akar yürek akar bu demde

akıntıların şelale gibi şahlanışıdır gözyaşları

kuru tarlalar nadaslar tortular şenlenmede

çölde gülün hükümdarlık dönemidir gözyaşları

 

 

sokaklar ışıklansın ruhlar matemi unutsun diye

rahmetin aşkınlığı vicdanın nefes alışıdır gözyaşları

bir bebeğin tırnağına diken batmasın diye

uzun bir destanın yeniden yazılışıdır gözyaşları

deniz

 

bir deniz

içinde üç nokta ardı ardına

karanlık hamlelerle yoğrulan

coşkuya fermuar çeken bir dinginlik

içimin fanusuna kibrit tutuşturan bir deniz

 

damlasında meryemleri doğuran masumiyet

heyhat ki manasız hülyaların istilasına müptela

her yosununda bir yunus gizli

her köpüğünde ayrı zelzeleler

gök gürültüsünden heybetli

içimin siyahına dokunan bir denizdir şimdi dizilenler

 

suların birliğinden

müthiş bir yalnızlık meydana gelmiş

ne açıklayıcı bir el

ne de dilinden anlaşılacak kadar masum ve zor

ve karanlığa her saldırışında eli boş fersiz

mor bulanık ahenklere selam duran

halimden şikayetçi halinden memnun

çoğaldıkça derinleşen esrik bir gözyaşı gibi

bir deniz içimin aydınlık ülkesine saldırmakta

 

 

Seni sevdim,
sevgilerin en güzelini vermek için.
Seni düşündüm gecelerce,
en güzel düşlerimde yaşattım seni.
Ne varsa sana adadım elimdekileri,
sana adadım, yüreğimin her zerresini.
Yanlızca sen sev istedim,
sen sar istedim, yüreğimin her köşesini.
Seni gördüm nereye baktıysam,
gözlerime işledim gözlerini.
Ve yalandan uzak,
en temiz sevdayla,
yarınlarımda bir sana yer verdim.
Bir tek, seni yazdım kaderim diye,
bir tek seni istedim, herşeyden çok.
Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak.
Sensizliği, ölümden bin beter bildim.

Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat,
bilirim ki, bu senin eserin.
Bir tek senin kollarındayken,
yaşamayı seviyorsam,
senin kollarındayken acıları siliyorsam,
her ne kadar kabul etmesende,
ben seni, daha çok seviyorsam,
biliyorum ki, bu senin eserin......

Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını.
Ve, doymaz yüreğim,
doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye..
Bunca sene sonra seviyorsam kendimi,
sen sevdiğin içindir beni.
Ve seviyorsam seni,
bana sevmeyi öğrettiğin içindir.
Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir.
Biliyorum ki;
ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla,
sen sileceksin gözyaşlarımı.
Ne zaman sarılacak bir beden arasam,
sen saracaksın beni.
Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati.
Seninle gülecek, seninle ağlayacağım.
Benim bildiğim tek gerçek,
sen olacaksın hep.
Ve ben,

en güzel şiirlerimi sana saklayacağım,
en güzel düşlerimi sana..
Sen yeter ki,
yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni.
Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim.
Ve, ecele kadar,
benimle kal, yanlız benimle.
Seviyorum seni,
ve bir ömür yaşatacağım,
yüreğimde SEVGİNİ............
BİRTANEM
 


 

 
 

 

 


DEVAMI GELECEK
 
  Bugün 8 ziyaretçi (14 klik) kişi burdaydı!  
ras online casino
İLGİNİZE TEŞEKKÜRLER

----------------- Yeni Sayfa 3

 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=